başlarken
herşey bir önceki işlerimizden ayrılmış olarak bir araya geldiğimiz 21 Ocak 2009 gününün öğle saatlerindeki kahvaltı buluşması sırasında oldu. cihangir’in sevdiğimiz mekanlarından kaktüs’tü buluşma yerimiz. birbirimize bakıp “neden olmasın? neden beraber birşeyler yapmayalım?” dedik. ne yalan söyleyelim biz de buralara kadar geleceğini hayal etmemiştik. burada en büyük teşekkürü arkadaşlarımıza göndermemiz lazım, sağolsunlar fikri duydukları anda zaten bizi bu fikri uygulamaya zorlayacak her türlü yaklaşımı sergilediler
sağolsunlar…
o günden bu yana İstanbul’un güzide kafelerinde konuştuk, çalıştık, arkadaşlarla buluştuk, bazıları ile denk geldik, yedik, içtik, eğlendik, kafa patlattık. övünç’ün evini mekan belledik bir süre. o evde buluştuk arkadaşlarımızla, yine yedik, içtik, (kahveler tolga’dan, tostlar övünç’ten
eğlendik, kafa patlattık tabii ki de… bu süreçte bizi etkileyen, cesaret veren, yüzümüzü güldüren en önemli şey çevremizdeki insanların yardımsever tavırları, bizi ve çıktığımız yolu sahiplenmeleri ve yardıma ihtiyacımız olan her konuda (mali müşavir önerisinden logo tasarımına, teknoloji alt yapısından olası projelere, ofis olabilecek yer önerilerinden isim önerilerine) bilgilerini, fikirlerini ve zamanlarını bize gönülden katkı sağlamak amacıyla bizimle paylaşmaları oldu. hepsine bir kez daha teşekkürler…
derken 3 mart salı gününe geldik. bize çok uzun gelen bir süreçten sonra şirketimizin ismine karar verdik. bir ara isim bulamadığımız için şirketi kuramayacağımızı bile düşündüğümüz için
) zaten bu olay bile bu günü başlı başına çok önemli kılmaya yeterdi. ama bir de üzerine şirketin dijital dünyada nasıl varolacağını, teknolojik alt yapısının nasıl olacağını konuştuk ve karar verdik. en güzel kararımız şirketimizin bir blog’u olmasıydı. işte bu yazıda blog’da ilk yayınlanacak yazı olması amacıyla 4 mart 2009 günü yazıldı.






