iş aşka dönüştü: pink floyd balesi
iki ay önce celal bey ile tanıştık, projeyi anlattı bir çırpıda ve bizi çok heyecanlandırdı. sonrasında toplantılar birbirini izledi ve bu projenin yürütücüsü olmamız konusunda bize el verdi. o günden bugüne, o kadar kısa zamanda çok şey oldu:
ekibimiz oluştu hemen. oğul tasarımları yaparken bizi bizden alacak işler yaptı (onları da gün gelir paylaşırız
didem la scala’dan gelen dvd’deki performans görüntülerini izlerken ofiste heyecandan tepiniyordu, zamanla alıştık. gözde “nereye düştüm ben?” dercesine bakıyordu zamanla alıştı
yunus sahne ve bale tabanı için araştırma yaparken istanbul’u 3 kere tavaf etti, her zamanki üslubu ile bizleri gülmekten sandalyeden düşürdü. selin dijital büro’dan ekibe katıldı, ‘gtalk’tan tacizlerini eksik etmedi; gerçi arada arıza yapıp, bizi “tıklanma oranları vermemekle” tehdit etti; icabına baktık.
eşimiz, dostumuzdan yardım istedik, “hemmen” dediler, yardıma koştular. malzeme buldular, projeden bahsettiler, bize “gaz verdiler”
şaka bir yana çok kişinin emeği var; sağolsunlar…
başlangıçta iki ortak olarak toplantıları yapmaya başladığımızda nasıl bir işe bulaştığımızı anlamlandırmaya çalıştık. zaman ilerledikçe la scala’dan gelen kitapçıkları okuduk, gelen görüntüleri izledik, la scala ekibinin kırık ingilizcesi sayesinde italyanca öğrenmeye başladık, projenin 1972′de gerçekleştirilen ve pink floyd’un da çaldığı prömiyerinin ve hazırlıklarının görüntülerini izledik, didem sayesinde koreograf roland petit’in hayatını ezberledik…
pink floyd’u severdik, roland petit’yi bilmezdik… ikisinin de hayranı olduk…
bu projenin görünmeyen tarafında neler olduğunu anlatmak uzun satırlar alır, şimdilik burada keselim, sonra devam ederiz. iki kelam edip bitirelim.
bizim sektörde genellikle önce aşık olursunuz, sonra aşkınız işe döner; bu işte tersi oldu: işti, aşka dönüştü.
showhow ekibi





